SOKAK KÖPEKLERİ
Balzac'ın
Eugenıe Grandet kitabını almak için kütüphaneye gittiğim sırada gerçekleşiyor tüm
olay.
Girişte
büyük bir trafikle karşılaştım. Birileri içeri giriyor. Birileri dışarı çıkıyor. Bu sirkülasyon böylece devam ediyordu. İçeride sanki mahşerin provası yapılıyor. İğne atsan yere düşmez.Bütün okuma salonu dolu. Raflar arsında kendini kaybedenler bile var.
Çok
geçmeden ümitsiz bir şekilde dışarı attım kendimi. Dışarıda hafif bir çilenti…
Çay makinasının önünde yine bir sıra… Saçak altı, dersten sigara içmek için
mola vermiş öğrenciler ile dolu. Herkesin yüzünde bir huzursuzluk var. Garip
bir hüzün… Tarif edilemez bir mutsuzluk. Havanın kasvetinden mi
? Yoksa sınav stresinden mi ?
Çay
sırasında gerçek ortaya çıkıyor. Nasıl mı? Kulağım önümde geçen konuşmaya
ilişiyor. Sınavların düşük gelmesinden
yakınıyor genç bir delikanlı. Ödevden istediği notu alamadığını, hocanın
haksızlık yaptığını söylüyor yanındaki hanımefendi. Tam bu sırada arkada ki
iki arkadaş KPSS sınavı için çözdükleri denemeleri çalışmaları anlatıyorlar. Bu
sene atanacaklarını geçen seneki gibi açıkta kalmayacaklarını söylüyorlar. Müthiş
bir gelecek kaygısı var insanlarda, müthiş bir umutsuzluk… Çayımı alıp kenara geçiyorum.
Kütüphane kapısına tekrar baktığımda bir yere yetişme telaşı devam ediyor.
O
sırada kütüphanenin önünde oynayan iki köpek görüyorum. Öyle tatlılar öylece
birbirleri ile oynuyorlar. Yalın ayak, başı kabak… Birbirinin üzerine çıkıyorlar
yuvarlanıyorlar. Mutlular. Garip… Yağmur yağıyor ıslanıyorlar, Veteriner
fakültesi ya da insanlar bir şeyler verirse yemek yiyorlar ama umurlarında
değil. Daha sonra yorgunluk ile herhalde ağacın dibine geçip yatıyorlar.
Yüzlerinde bir mutluluk ile uyuyorlar.
Ve
düşünüyorum…
Sanırım terk edilmiş
köpekler kadar özgür değiliz şu dünyada.
Güzel yazı olmuş
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
YanıtlaSilTebrik ederim, güzel bir yazı olmuş.
YanıtlaSilTahsin Bey, çok teşekkür ederim.
Sil