Kayıtlar

Ekim, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SÜMBÜL

Baharlar ekmistim sana belki gelirsin diye odama. Sümbüllerim vardı toprakta,kasım ayı başlarında. Çiceklerim açtı şimdi,kokun yayıldı her bir yana. Bir sen gelmedin,girdiğin o topraktan yanıma. Sevdiğin çiçekler dostum oldu bu aralar. Seni anlattım onlara,kimselere anlatmadığım kadar. Şahsına münhasır artık tüm iltifatlar. Geçen her satırda güzelliğini tanımlar.

TOPRAK

Bu satırları yazdığımda, gözlerim bu kadar dolu, değildi. Yüreğim doluydu. Hiçbir değişiklik olmadı. Hala ayni. Odamdaki çiçeklerim soldu. Baharım gitti. Kış oldu. Toprak bile alıyor, verdiğini. Çıkmıyor. Toprağa giren geri.

SEN

Sen Şimdi nasıl başlanır senli cümlelere? Sensizken, ne önemi var ögelerin, imgelerin, metaforların… Tamlamaların en güzel hali, senin gözlerinin gülmesini açıklayamazken, kalbin kadar temiz olan bu sayfaya ne karalanır şimdi? Sahi ne yapacağız şimdi? Kafamda bitiremediğim hesaplarım var şimdi. Ardına geçemediğim mesafelerim var şimdi. Kaç yalnız gece daha geçirmeliyim, yeniden gözlerine dalarak uyumak için? Sahi şimdi ne yapacağız? Geceye mı sarılacağız? Ay ışığına mı dokunacağız? Sokaklar mı mesken olacak bize? Yoksa kör bir sokakta yeniden mi biz olacağız?

Se(N)ssizlik

Se(N)ssizlik Sessizliğin içindeyim. Sensizliğin ortasında. Sessizliğin içindeki beyaz boşluğu yakalıyorum. Sensizlik beni yakalıyor. Yakıyor… Şah damarımı içinde gezen lanetin sesini duyuyorum. Masamdaki saatin tıkırtısı, klavyedeki parmaklarımın hışırtısı odamın sessizliğini bozuyor. Peki neden? Neden bu kadar sessiz? Pencereyi açıp avazım çıktığı kadar bağırmak geliyor içimden, camı çerçeveyi kırmak. Bazen hiçleşen bir duygu kaplıyor sol yanımdaki şiir kabını. O aptal herkesin cebinde olan, ya da elinden düşürmediği aleti alıyorum elime aptalca saate bakmak için tuş kilidini açıyorum, bakıyorum, geri kapatıyorum, kaç olduğunu görmüyorum. Gecenin değil elimin körü… Bazen tanımadığım bir numarayı çevirip sessiz durmak istiyorum. Yanımdaki konuşmuyor oysa. Bazen bir şarkı dinliyorum. Sevdiğim bir şarkının ticari kısımlarına takılıyorum. Her sabah: ‘’Acaba bugün hangi saçmalığı popüler ettik’’ diye bakıyorum. Popüler kültürden midem bulanıyor.   Kusamıyorum. Tişörtünü hala do...

GECE

GECE Gece çöktü yine gündüzümüzün üzerine. Aynı dünya üzerinde gecelerimiz aynı, karanlıklarımız farklı…  Yorgan misali saran karanlıktan besleniyorum bu gece, resmine bakıyorum yazmak için. Sana durulanmış kelimeler bırakmak istiyorum. Bunları arıyorum. Bunlar seni dik tutacak, biliyorum. Odam karanlık, ışığım var ama açmıyorum, gözlerin gelsin diye aklıma. Her gölgede gözlerinin rengini arıyorum. Geçmiş, geçmiş gitmiş, güneş nasılsa doğacakmış bir gün.  Bir gün gölgeler seni bana verecekmiş.